Bu köşe yazısı, mutluluk kavramını alışılagelmiş pozitif düşünce kalıplarının ötesinde, ahlaki bir duruş ve dürüstlük meselesi olarak yeniden tanımlamaktadır. Yazara göre gerçek huzur, sürekli iyi hissetmekten ziyade kişinin kendi değerleriyle çelişmemesi ve toplumsal riyakarlıklara karşı boyun eğmemesiyle mümkündür. Yanlış kalabalıklara uyum sağlamak yerine yalnız kalmayı göze alabilmek, bireyin karakterini korumasını sağlayan onurlu bir tercih olarak sunulur. Metin, mutluluğun dış dünyada aranan bir durak değil, gereksiz yüklerden kurtulmak ve insanın aynaya bakabilme hakkını kazanması olduğunu savunur. Sonuç olarak, hayatı ertelemeden yaşamanın ve doğruluğu çıkarlara feda etmemenin gerçek hafifliği getirdiği vurgulanır.