Bu köşe yazısı, Atatürk ilke ve inkılaplarına karşı çıkan bazı kesimlerin sergilediği tutarsızlıkları ve iki yüzlü yaklaşımları sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, şeriat düzenini savunan figürlerin Türkiye'deki laik sistemi yererken yaşam alanı olarak Batı demokrasilerini tercih etmelerini büyük bir çelişki olarak nitelendirir. Kadın hakları, adalet ve özgürlük gibi kavramların ancak laik bir düzende teminat altına alınabileceği vurgulanarak, dini söylemleri kullanan kişilerin samimiyeti sorgulanır. Metin boyunca, bu tarz eylemlerin toplumu yanıltmaya yönelik birer ihanet ve nankörlük örneği olduğu savunulur. Sonuç olarak okuyucuya, demokrasinin ve laikliğin toplumsal huzur için vazgeçilmez birer sigorta olduğu hatırlatılarak bu değerlere sahip çıkılması çağrısı yapılır.